Gözlerimi kapadım küçük çocuk. Kapadım ki onlarla kanatlarını göremiyordum bu dünyada. Hayal etmeye başladım yine, zümrüt yeşili ağaçlar ortasında ayna gibi bir göl kenarında ikimizi…
Göle uzanan minik iskeleden ayaklarımızı uzatıp yavaşça dalgalar yaydığımızı. Su seni incitecek kadar soğuk değil küçük çocuk. Bu hayalde hiç bir şey incitmeyecek seni. Hatta hiç ağlamayacaksın .
Dünyadayken gözlerinden düşen her damlanın ebedi yansımasını göremediğimizden olsa gerek koca koca fotoğraf makineleriyle yaklaşıp yapraklar üzerindeki minik çiğ damlalarını çektik hayranlıkla. Sonra belki hüzünlü geldi çiğ damlası görmek ya da yaradanı düşündürdü ama gözyaşın için aynı inceliği gösteremedik.
Gözyaşındaki anlamla titrerdi belki gökyüzü, biz en fazla kanalı değiştirdik seninle ilgili duyduklarımızdan sonra. Anlayamadık neden çoğu şey gelişir, ilerler, iyileşir ama insanoğlu vahşetinden vazgeçmez. Anlayamadın sen de. Hatta minik ağzından dökülen yarım yamalak "neden" sorusu bile olmadı belki. Kim bilir belki sadece "anne" diyebildin.
Hadi dönelim yine göl kenarına, hiç görmediğim yüzüne bakayım. Sen de gölde gördüğün bir balığı göster ve gülümse bana. Güneşten gözlerin kamaşsın, onda bile tatlı tatlı gülümse. Gülümse çocuk, olduğun yerde ağlamayacaksın artık. Biz mi? Biz de göğsümüze bu merhameti koyan sonsuz rahmet sahibinin sana olanların hesabını soracağı günle avunacağız. Kendi hatalarımız, kendi hesabımız için titresek de "kıyamet kopsa da daha fazla çocuk incinmese" diyeceğiz ya da dilimiz varmayacak buna “Hasbunallah” çekeceğiz.
Allah'ım merhamet sahibi ve hesap gününe inanan çocuklar yetiştirmemizi nasip et ve çocuklarımızı iyi insanlarla karşılaştır, kötü niyetli vahşi insanlardan koru... Aminn...
Allah'ım merhamet sahibi ve hesap gününe inanan çocuklar yetiştirmemizi nasip et ve çocuklarımızı iyi insanlarla karşılaştır, kötü niyetli vahşi insanlardan koru... Aminn...
